PofoliaPofolia ile paylaşıldı

Zenodo (CERN European Organization for Nuclear Research)· 2026

GÖRÜNMEZ AĞ: AFET LOJİSTİK SİSTEMLERİNDE RESMÎ KURUMLAR DIŞINDA ÇALIŞAN GAYRİ RESMİ AĞLAR VE SOSYAL SERMAYENİN ROLÜ

Erdal Kılıç

Kısa özet

Türkiye'deki afet lojistik operasyonlarında, resmi kurumların sınırlılıklarını tamamlayan ve telafi eden gayri resmi ağlar ile sosyal sermaye, özellikle afet sonrası ilk 72 saatte kritik ve belirleyici bir rol oynamaktadır.

Yapay zekâ ile başlık ve abstract'tan üretildi; tam metin okunmaz.

Ana noktalar

  • Afet lojistiğinde gayri resmi ağlar ve sosyal sermaye, resmi kurumların yanında kritik bir rol oynamaktadır.
  • Bu ağlar, hiyerarşik yapılar ve bürokratik gecikmeler gibi resmi afet müdahale sisteminin eksikliklerini etkin bir şekilde gidermektedir.
  • Sosyal sermayenin yapısal, ilişkisel ve bilişsel boyutları, gayri resmi ağların kaynak ve bilgiye hızla erişimini sağlamaktadır.
  • Özellikle 'zayıf bağların gücü' teorisi, farklı sosyal grupları birbirine bağlayarak geniş çaplı kaynak seferberliğini kolaylaştırmaktadır.

Yapay zekâ ile başlık ve abstract'tan üretildi; tam metin okunmaz.

Özet (abstract)

Afet yönetimi alanındaki literatür, resmi kurumsal yapıların tek başına yeterli olmadığını ve toplumsal düzeyde oluşan sosyal ağların kriz dönemlerinde hayati bir rol oynadığını göstermektedir. Sosyal sermaye teorisi çerçevesinde Putnam (2000), sosyal ağların ve güven ilişkilerinin toplumsal mobilizasyon, işbirliği ve kolektif eylem kapasitesinde temel bir role sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışma, Türkiye'deki afet lojistik operasyonlarında, resmî kurumlar (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Belediyeler, Vali Yardımcıları ve İl Müdürlükleri) dışında organik olarak oluşan gayri resmi ağların ve sosyal sermayenin kritik rolünü derinlemesine incelemektedir. 1999 Marmara Depremi, Türkiye'nin modern afet yönetimi tarihinde dönem açan bir olay niteliğindedir. Bu dönem esnasında gayri resmi ağların koordinasyon, bilgi paylaşımı ve kaynak mobilizasyonunda oynadığı rol, Dikstra ve Hansson (2007) tarafından yapılan kapsamlı araştırmada ortaya konulmuştur. Araştırma sonuçları, deprem bölgesinde yerel halkın, gönüllülerin ve küçük ölçekli işletmelerin oluşturdukları gayri resmi ağların, formel kurumların yanında paralel bir sistem işleterek yaşam kurtarma operasyonlarında belirleyici rol oynadığını göstermektedir. Bu ağlar, kurumsal hafızayı koruyarak, hiyerarşik engelleri aşarak ve sosyal güven aracılığıyla işbirliğini kolaylaştırmıştır. Ağ teorisi ve sosyal sermaye alanında yapılan çalışmalar, yapısal boşlukların (structural holes) bilgi akışı ve problem çözüm hızında oynadığı rolü vurgulmaktadır. Burt (2005), farklı grup ve topluluklar arasında köprü görevini yapan kişilerin ve ağların, çeşitli bilgi kaynaklarına erişim sağladığını ve bu sayede daha yaratıcı ve etkili çözümler geliştirebildiğini belirtmektedir. Afet lojistiği bağlamında bu durum, formel kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliklerini gayri resmi ağların kapatmasının teorik temelini oluşturmaktadır. 2023 Kahramanmaraş Depremleri sonrasında yapılan alan araştırmaları ve derinlemesine mülakatlar, sosyal sermayenin yapısal, ilişkisel ve bilişsel olmak üzere üç boyutunun gayri resmi ağların işleyişinde belirleyici olduğunu göstermektedir. Aldrich ve Auster (1986), sosyal sermayenin bu üç boyutunun tanımında, yapısal boyutu ağ bağlantılarının konfigürasyonu, ilişkisel boyutu bu bağlantılar aracılığıyla gelişen güven ve karşılıklılık normaları, bilişsel boyutu ise paylaşılan anlayış ve ortak hedefler olarak açıklamaktadır. Türkiye'deki afet müdahalesi sisteminde bu üç boyut birlikte işleyerek, gayri resmi ağların hızlı, esnek ve bağlamsal çözümler üretmesini sağlamaktadır. İnsani lojistik operasyonlarında formel koordinasyon mekanizmalarının sınırlamaları, Kovács ve Spens (2007) tarafından yapılan araştırmada detaylı olarak tartışılmaktadır. Bu araştırma, insani afet müdahalesinde hiyerarşik yapılar, birokrasik prosedürler ve kurumlar arası iletişim sorunlarının kaynakların hızlı ve etkin dağıtımını engellediğini ortaya koymaktadır. Buna karşın, sosyal ağlar aracılığıyla oluşan gayri resmi koordinasyon mekanizmaları, geleneksel kurumsal kanalları atlatarak doğrudan kaynak ihtiyacı ile kaynak arzını buluşturmaktadır. Bu durum, özellikle deprem sonrası ilk 72 saatin kritik olduğu kurtarma operasyonlarında hayatı önem taşımaktadır. Sosyal ağ analizi ve ilişkisel sosyoloji alanında Granovetter (1973), "zayıf bağların gücü" teorisinde, gayri resmi ve çoğu zaman sınırlı görülen ağ bağlantılarının bilgi ve kaynak akışında güçlü bağlardan daha etkili olabileceğini göstermektedir. Zayıf bağlar, bireyleri farklı sosyal gruplarla bağladığından, çeşitli ve orijinal bilgilerin dolaşımını sağlamaktadır. Türkiye'nin kent ve kırsal alanlarında oluşan gayri resmi ağlar, sosyal sınıf, etnik köken ve coğrafi sınırları aşan zayıf bağlardan oluşup, bu sayede çeşitli kaynakları mobilize edebilmektedir. Deprem bölgesindeki küçük işletmeciler, emekli asker ve polis, üniversite gençliği ve yerel dernekler gibi farklı sosyal gruplardan oluşan ağlar, güçlü bağlardan ziyade bu zayıf bağlar aracılığıyla koordine olmaktadır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak yapılan bu çalışma, afet lojistik sisteminde gayri resmi ağların oynadığı çok yönlü rolü ortaya koymaktadır. Kurumsal hafıza boyutunda, depremler sonrası tekrar tekrar beliren sorunlara yönelik deneyimli kişilerin oluşturdukları bilgi havuzları, formel kurumların henüz oluşmamış prosedürlerini kısmen telafi etmektedir. Hiyerarşik engelleri aşma boyutunda ise, gayri resmi ağlar bürokrasik kanalları atlatarak, yerel ihtiyaçlar ile merkezi kararlar arasında arabulucu görevini üstlenmektedir. Sosyal güven aracılığıyla işbirliği boyutunda, afet bölgesinde yaşayan insanlar arasında önceden var olan sosyal bağlar, yabancı kişi ve kurumlardan daha hızlı bir şekilde kaynak mobilizasyonunu sağlamaktadır. Bu çalışmanın bulguları, afet yönetiminde gayri resmi ağların ve sosyal sermayenin sadece tamamlayıcı bir rol oynamadığını, aksine resmi sistemin özündeki eksiklikleri gidererek temel bir işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Putnam (2000) tarafından vurgulanan "sosyal sermayenin erozyon" sorunu, Türkiye'de deprem gibi kriz anlarında tersine dönerek, sosyal bağların yeniden aktivize olmasını sağlamaktadır. Bu nedenle, afet yönetimi politikaları ve kurumsal tasarımında sosyal sermaye ve gayri resmi ağların bilinçli olarak entegrasyonu, sistemin esnekliğini, hızını ve insani açıdan etkinliğini artıracaktır.

Yazarların özeti; kaynağından alınmıştır. Zenodo (CERN European Organization for Nuclear Research), 2026 · DOI ↗

ÇıkarımlarPremium
Makaleye SorÜcretsiz hesapla

Ücretsiz hesapla devam et

Makaleye Sor ile bu makaleye günde 3 soru ücretsiz; makaleyi kaydet, kaynakçasını al, ilgi alanına göre her gün yeni özetler. Çıkarımlar Premium.

Web'de ücretsiz devam et

Google ya da Apple hesabınla giriş; kart istemez. Bu makaleye geri dönersin.

Telefonda:

Alan: Sosyoloji ve Siyaset Bilimi

Sociology and Political ScienceSocial Sciences